Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]

Plevral efüzyon, hastanın plevral boşlukta sıvı birikimi sonucu oluşan ciddi ve tıbbi bir sorundur. Plevra (akciğer zarı), akciğer ve göğüs boşluğunu örten 2 adet zardan oluşmaktadır.

Akciğer dış yüzünü ve göğüs duvarı iç yüzünü saran bu zarlar arasında kalan boşlukta çeşitli içeriklerde su birikmesine plevral efüzyon denir.

Normalde, bu iki zar arasında çok az (20 ml) sıvı bulunmaktadır. Birçok akciğer veya akciğer dışı hastalığa bağlı olarak, ya sıvının salgılanmasının artması veya geri emiliminin azalmasına bağlı olarak bu zarlar arasında sıvı miktarı artar ve bu gibi durumlarda plevral efüzyon (plörezi) denilen tablo oluşur.

Plevra zarının geçirgenliğinin artması, artan pulmoner kapiller de basınç, negatif intraplevral basınç azalması, onkotik basınç azalması, lenfatik akımın tıkanması dâhil çok çeşitli durumlara neden olabilmektedir.

Normal insan vücudunda plevral boşlukta sıvı eşit oranda girer ve çıkarken mikrodamarlar içindeki düşük proteinli sıvının küçük bir miktarının filtrasyonu bu döngüyü sağlar.

Döngüde sıkıntılar başladığı zaman yukarıda belirttiğimiz tablolar plevral efüzyon sorunuyla yüzleşmeye yaklaştığımızın habercisidir.

Plevral hastalıklar göğüs cerrahi kliniklerinde yatan hastaların 1/4’lük kısmını oluşturmakla birlikte birçok riskli hastalığın taşındığınındı en önemli belirteçlerindendir.

Dikkatle incelenen ve tüm tıp tarihi boyunca göğüs cerrahisi uzmanlarının çok zaman ayırdığı bir hastalık grubudur.

Öyle ki 19. yüzyılın sonlarında Starling hipotezi bu döngüyü sağlayan mekanizmalarla aşağıdaki deklemi kurmuş ve bugün hala yeni çalışmalar sürekli eklense de faydanılan, yol gösterici yöntemler arasında yerini almaktadır.

QF = LP × A[(PCAP - PPL) - ζD(piCAP - piPL)]

• QF akışkan hareketin nereye olduğu
• LP filtrasyon katsayısıdır
• A plevra yüzey alanıdır
• ζD, plevra üzerinden protein hareketi için yansıma katsayısı
• P akciğer kapiler yatak arasında hidrostatik basınç
• pi plevral boşluğun onkotik basıncı [2,3]

Plevral efüzyonlar oldukça sık görülen patolojilerdir. Göğüs hastalıklarından en çok konsültasyon istenen patolojilerin başında gelmektedir.

Plevral efüzyonların önemli bir kısmı lokal bir patolojiden çok sistemik hastalıkların bir komplikasyonu olarak ortaya çıkmaktadır.

Plevra zarı

Plevral Efüzyon Nedenleri Nelerdir?

Plevra hastalıkları denildiğinde başlıca 3 patoloji akla gelir:
• Plevral efüzyon,
• Plevral kalınlaşma ve plaklar,
• Pnömotoraks. Bunlardan en sık karşılaşılan ve ayırıcı tanıda sıkıntı yaşanan plevral efüzyonlardır

Plevral efüzyon en sık nedenleri kalp yetmezliği hastalığı, siroz hastalığı, akciğer embolisi (akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması), pnömoni (zatürre) hastalığı, tüberküloz (verem)hastalığı, virüs enfeksiyonları, akciğer veya akciğer zarının kanseridir.

Ülkemizde en sık sebeplerden birincisi tüberküloz hastalığı iken diğerleri kanser, kalp yetmezliği ve enfeksiyonlar olarak sıralanmaktadır.

Konjestif kalp yetmezliği hastada bilateral plevral efüzyonun en sık rastlanan nedenidir. Kalp yetmezliğinin klinik veya radyolojik bulguları olan hastalarda, efüzyon nedenlerini daha fazla aramaya gerek yoktur, teşhis için sadece torasentez işlemi çoğu kez yeterli gelmektedir.

Plevral Efüzyon Tanısı Nasıl Konur?

Plevral efüzyonlarda en sık görülen şikâyet ve belirti göğüs ağrısıdır. İki türlü göğüs ağrısı oluşabilir. Ağrı ya batıcı ya da künt şeklinde hissedilir.

Öncelikle her iki durumda da göğüs ağrısı parietal plevranın tutulduğunun göstergesidir. İkinci sıklıkla görülen belirti ise hastada öksürüktür.

Plevral efüzyonda öksürük oluşum mekanizması genel olarak bilinmemekle birlikte, işin uzmanı hekimler teorik olarak plevranın inflamasyonuna bağlı olabileceği gibi efüzyonun yaptığı basıya bağlı akciğer alanındaki bronşların kapanması ve öksürük refleksinin uyarılmasına bağlı olabileceğini düşünmektedirler.

Plevral Efüzyon

Plevral Efüzyonun Tanı Koyma Aşamaları Nelerdir?

Plevral efüzyon değerlendirilirken tanı koyma aşamasında hastanın sadece akciğer ve plevra değil, kalp, diafram altındaki patolojileri, plevral efüzyona yol açabilecek sistemik hastalıkları, ilaçları ve lenfatik sistem hastalıkları da akla getirilmelidir.

Plevral efüzyonlar aynı zamanda kişinin sistemik hastalıklarının bir aynası gibidir. Diğer bir deyişle hastanın tüm sistemleri veya organlarına ait olan hastalıkları plevrayı etkileyebilmektedir.

Efüzyon tanısını koymada ilk aşamalardan birisidir torasentez. Torasentez, efüzyonunun bulunduğu en uygun ve en az komplikasyon yaratacak bölgeden 21 G iğne ile en az 50 cc alınarak yapılmakta olan bir işlemdir.

Efüzyonun görüntüsü bizi tanıya bir adım daha yaklaştıran detaydır. Çoğu aspirasyon saman sarısı kıvamda olup bu görününüm nonspesifiktir. Efüzyon görünümü tanı ile değerlendirilir.

Pnömoni, malign neoplazm, pulmoner emboli gibi durumlarda kanlı efüzyon olabilir. Sıvı bulanık ya da süt görünümlü ise şilotoraks, psödoşilotoraks ve ampiyem ayırıcı tanıda düşünülür, santrifüj yapılır, çökelti varsa ampiyem tanısı konur.

Plevral efüzyon tanısı hastanın öyküsünü alma, fizik muayenesi ile başlayıp göğüs grafisi ve uygun durumlarda plevral sıvı alınarak analizi ile devam eder. Az miktarda plevral sıvı alımı belirti vermeyebilir.

Plevral efüzyonların %15’i belirti vermeyebilmekte olup, gerekli görülürse bu sürece toraks bilgisayarlı tomografi, plevra biyopsisi, torakoskopi ve bazen bronkoskopi gibi başka araştırmalar ilave edilir.

Hastada çift taraflı ya da tek taraflı efüzyon tanı koyma aşamasında ilk dikkat edilecek konular arasında kalp rahatsızlığı olup olmadığıdır. Çift taraflı efüzyonun ayırıcı tanı aralığı dardır.

Tek taraflı efüzyonu olan hastalarda da tanı koyabilmek oldukça zordur. Bu hastalarda tanıya ulaşabilmeyi kolaylaştırma amaçlı konunun uzmanı hekimler algoritma oluşturmaktadırlar.

Plevral Efüzyona Ne Gibi Durumlar Neden Olur?

Bazı ilaçlar efüzyona neden olabilir, tek taraf efüzyonu olan ve tanı konulamayan hastalara akciğer grafisinden başka septum varlığını araştırma amaçlı toraks ultrasonu yapılabilir.

Deneyimli hekimler tarafından yapılan bu işlem hem sıvıdaki septumları göstermede başarılıdır hem de plevra ve plevral sıvı örneklemesi yapılırken oluşabilecek komplikasyonları minimalize edebilir.

Bilgisayarlı tomografi ile tüm organları daha iyi değerlendirebilir ve girişimsel işlem yapılacaksa planlamasını daha objektif yapabiliriz.

Plevral Efüzyon Nasıl Tedavi Edilir?

Kalp, karaciğer, böbrek yetmezliği ve hipoalbuminemi ile pulmoner emboli ve romatoid artrit gibi durumlarda transüda niteliğindeki sıvılar bilateral plevral sıvı oluşturabilir.

Efüzyon hızlı bir şekilde gelişir, tedavi için diüretik başlanır ve hızlı bir cevap alınır. Plevral efüzyonun tedavisi, hastanın efüzyona sebep olan hastalığına göre değişmektedir.

İyi huylu plevral efüzyonlar çoğunlukla hastanın vücudun genelini etkileyen çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığından, tedavisi esas hastalığı tedavi etmekle başlamalıdır.

Örneğin; kalp yetmezliğinden kaynaklı olduğu düşünülüyorsa idrar söktürücü ilaç kullanımı, plevral efüzyonun azalmasını sağlayabilir.

Eğer biriken su, solunum sıkıntısı devamında aşırı nefes darlığına yol açacak kadar fazla ise çeşitli yöntemler ile bu suyu boşaltmak mümkündür.

Zatürre hastalığına bağlı nedenlerden biriken su, zatürre hastalığının antibiyotik ile tedavi edilmesi sonrasında giderek azalıp ve tamamen iyileşmesi mümkündür.

Bazen vücudun farklı yerlerinde biriken bu su iltihap kapar ve irin bağlar. Bu durumda bu iltihabı boşaltmak, antibiyotik başlayıp ve burayı tüp aracılığıyla antibiyotikli sıvılarla yıkamak gerektiren yöntemlerle tedavi edilir.

Kanserin akciğer zarına yayılması sonucu ortaya çıkan plevral efüzyonların tedavisinde ise çok zor süreçler söz konusu olmakla birlikle bazı zorluklar vardır.

Bu hastalarda yaşam beklentisi genellikle kısadır. Suyu boşaltmak ve yapıştırma tedavisi ile (plörodez) tekrar su birikmesini önlemek hedeflenir. Başarı oranı çok yüksek olmamakla birlikte tekrarı mümkündür.

Plevral Efüzyonlar nedir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı