Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]

Pnömoni, halk arasında zatürre olarak bilinir ve bilgi eksikliği nedeniyle pek çok kişinin telaşa kapılmasına neden olur. Ancak zatürre temelinde bağışıklık sistemi iyi gelişmemiş olan çocuklarda ve prematüre bebeklerde ortaya çıkan, evde veya hastanede tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Doğru tedavi yöntemlerinin uygulanması ve yaşam şartlarında yapılan iyileştirmeler, pnömoninin kolayca tedavi edilmesini sağlar.

Pnömoni Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Zatürre tıp dilinde pnömoni olarak bilinen ve akciğer dokusunda çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişen iltihaplanmayı tanımlayan bir hastalıktır. Bakteri ve mikroorganizmalar bu hastalığın ana sebepleri arasında yer alır, ayrıca pnömoninin bazı türleri hastadan hastaya bulaşabilir ve diğer insanları enfekte edebilir.

Ancak çoğu pnömoni türü hastanın kendi sindirim kanalı, boğazı veya ağzındaki mikropların akciğerlere ulaşmasıyla gelişim gösterir. Genel olarak bu mikroplar tek başına hastalığa sebebiyet vermez, dolayısıyla pnömonide bulaşmadan çok kişinin bağışıklık sisteminin zayıf olması etkilidir.

Tek veya iki taraflı bir enfeksiyon olan pnömoni, basit bir soğuk algınlığı ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer belirtiler gösterir.

İlk başta hafif başlayan bu hastalığın semptomları zaman içinde ilerleme gösterir. En yaygın semptomlar ise şu şekilde sıralanır:

  • Öksürük ve balgam
  • Ateş, titreme, terleme, üşüme
  • Hızlı nefes alıp verme
  • Nefes alışverişi sırasında göğüs duvarında içe çekilme
  • Göğüste hırıltı
  • Göğüs ve sırt ağrısı
  • Halsizlik ve iştahsızlık
  • Kusma
  • Baş ağrısı
  • Eklem ve kas ağrıları
  • Bebeklerde emme isteksizliği

Pnömoni Nasıl Bulaşır?

Pnömoni, grip ve benzeri viral solunum hastalıkları gibi bulaşıcı bir hastalıktır. Hapşırma ya da öksürme sırasında saçılan tükürükler diğer kişileri enfekte edebilir. Aynı çatal, bıçak ve bardağın kullanılması, özel eşyaların değiş tokuşu ve benzeri yollarla bu enfeksiyon hastadan hastaya geçebilir.

Bütün dünyada en sık görülen hastalıklar arasında yer alan pnömoni, özellikle bebekleri ve yaşlıları etkiler. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ve çocuklar da ciddi risk faktörü sınıfına girer.

Bu tip hastalarda, pnömoni ölüme kadar varan ciddi komplikasyonlara sebep olabilir. Ancak hastalığın bulaşması her zaman aynı şekilde sonuçlanmasına neden olmaz, dolayısıyla bireyin vücut direncinin güçlü olması bulaşmasından çok daha önemli bir faktördür.

 

Pnömoni gelişimindeki risk faktörleri ise şunlardır:

  • Yaşlılık
  • Sigara alışkanlığı
  • Uzun süreli ameliyat geçmişi
  • KOAH, akciğer kanseri gibi akciğer hastalıkları
  • Şeker hastalığı
  • Karaciğer ve böbrek hastalıkları
  • Bunama, ime gibi sinir sistemi rahatsızlıkları
  • Kalp rahatsızlıkları
  • Bağışıklık sistemi zayıflığı
  • AIDS
  • Lenf bezi kanserleri

Pnömoni Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Pnömoni belirtilerinin ortaya çıkmasıyla birlikte uzman bir hekime danışmak ve gereken tedaviyi olmak hayati önem taşır. Bu aşamada doğru tedavi için öncelikle hasta öyküsü ve şikayetleri dinlenir. Fizik muayenenin yanı sıra çeşitli kan ve idrar testleri yapılır.

Gerekirse karaciğer ve böbrek fonksiyonları test edilir ve akciğer grafisi ile bilgisayarlı toraks görüntüleme teknikleri uygulanır. Radyolojik tetkikler zatürre teşhisinde en sağlıklı sonuçları veren önemli yöntemlerdir. Bu yöntemler sonucunda teşhis konulan hastada duruma bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir.

Genel olarak zatürre hastaları antibiyotik kullanarak evde tedavi edilir. Çoğu hasta doktorun önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanarak ve bağışıklık sistemi sağlığına dikkat ederek kısa sürede iyileşebilir.

Tedaviden kesin sonuç almak için ilaç kullanımının doktor önerisiyle kesilmesi ve sonuna kadar görütülmesi önemlidir. Eğer hastanın durumu antibiyotik tedavisiyle düzelmezse ek gıda takviyeleri ile destekleyiciler kullanılabilir.

Bütün bunların yeterli olmadığı, solunum sıkıntısı gözlenen durumlarda ise hastanın hastaneye yatırılması ve müşahede altında tutulması gerekir. Hastada balgam gibi şikayetler varsa bu süre boyunca bol su içmek balgamın atılmasını kolaylaştırır. Ancak doktor önerisi olmadan bilinçsiz ilaç kullanmak fazlasıyla zararlıdır.

Pnömoniden Korunma Yolları

Pnömoniden korunmada hastalığın oluşumunu en baştan önlemek ve risk faktörlerini ortadan kaldırmak oldukça önemlidir. Bağışıklık sisteminin güçlü olması da hastalığın riskli komplikasyonlara neden olmasını engeller.

Bu nedenle düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve kronik hastalarda takip ve tedavinin devam ettirilmesi gerekir. Ayrıca bu hastalarda alkol, tütün ve sigara gibi ürünlerin kullanılmaması, barınma koşullarının iyileştirilmesi, stresten kaçınılması ve beslenme alışkanlıklarının sağlıklı hale getirilmesi hastalıktan korunmada büyük önem taşır.

Pnömoni, sıradan bir grip salgını gibi kişiden kişiye geçebilir. Bu nedenle kalabalık ortamlarda maske takmak, herhangi bir yere veya birine temas ettikten sonra elleri kolonya ve dezenfektan ile temizlemek ve aşı olmak enfekte olmamak açısından gereklidir.

Grip virüsü bazı hastalarda zatürreye yol açarken, kimi hastalarda başka pnömoni türlerinin gelişmesine neden olabilir. Gribin ağır seyrettiği ve ölümcül olduğu durumlarda genellikle pnömoni gözlenir. Gripten korunmak için bi yıl koruma sağlayan aşılar bulunur ve bu aşıların düzenli olarak yaptırılması ile hastalık riskleri ortadan kaldırılabilir.

Grip aşısının her yıl eylül ve ekim aylarında bir doz olarak yapılması gerekir. Böylece risk grubundaki bireylerin bulaşmaya karşı korunması sağlanır.

Ek olarak pnömokok aşısı olarak adlandırılan ve pnömoni nedenleri arasında en yaygın gözlenen mikroorganizmaya karşı koruma sağlayan bir aşının da yapılması gerekir. Bu aşı kas içine uygulanır ve her 5 yılda bir tekrarlanır. Hastalıktan diğer korunma adımları ise şu şekildedir:

  • Çocukluk çağı aşılarının eksiksiz ve zamanında yaptırılması,
  • Çocukların ve risk grubuna dahil olan bireylerin sigara dumanından uzak tutulması,
  • Anne sütü ile beslenen bebeklerin temastan korunması, anne sütüne devam ettirilmesi,
  • Dengeli ve sağlıklı beslenme koşullarının sağlanması,
  • Zararlı alışkanlıkların bırakılması,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirecek gıdalarla beslenilmesi, paketli ve katkılı besinlerden kaçınılması,
  • Yeterli miktarda su içilmesi,
  • Düzenli sağlık kontrolleri ile testlerinin yaptırılması, doktor önerilerinin eksiksiz bir şekilde uygulanması.

Ayrıca alanında uzman ve profesyonel bir hekim ile çalışmak, tüm sürecin daha doğru şekilde yönetilmesine yardımcı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yukarı